Letonya nasıl bir ülke acaba - Riga hakkında bilgileri - Letonya gezi yazısı - Letonya'da neler yenir

Letonya Baltık kıyılarının Paris'i

Mütemadiyen üşüyen bir bünyeye sahip olanlar için sonbahar mevsiminde Baltık kıyılarında bulunmak akıllara zarar gelebilir ancak bu yazının tamamını okumadan önce lütfen karar vermeyin! Letonya, yılda sadece 2 ay yaz mevsimini yaşayan, üstelik en yüksek sıcaklığın yaz aylarında dahi 26 santigrat dereceyi geçmediği bir ülke.

MERAL KARADAĞ / Akşam
foto: wiki

Letonya'ya gitmeden önce burası hakkında tek fikrimiz soğuk olduğu değildi şüphesiz. Baltık'ın Paris'i olduğu, AB'ye 2001 yılında başvurup 2004 yılında jet hızıyla üye olmaları ve tabii 'kızları bir afet' gibi bilgiler de var…

İstanbul'dan Riga'ya Baltic Air ile 3 saatlik yolculuğun ardından ulaşıyoruz. Şans yanımızda, hava sıcaklığı 20 derece. Nüfus 2 milyon 800 bin ve bu nüfusun yaklaşık 750 bini başkent Riga'da yaşıyor. Her yer yeşil. Ülkenin en yüksek noktası sadece 300 metre. Havaalanından Riga'nın merkezine kadar aracımıza yeşil renk eşlik ediyor. Şehir merkezinde tarihi yapılar karışıyor, ağaçların arasına. Şehre girdiğiniz andan itibaren de muazzam bir kültür, eğitim, finans ve ticaret merkezinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Riga'nın kuruluşu resmi olarak 1201 yılı kabul edilmiş. Şehir 16. yy ile 18. yy arasında Polonya, İsveç ve son olarak Rusların yönetiminde şekillenmiş. Mimarisinde belki de bu nedenle daha çok Alman ve Rus etkisi göze çarpıyor.

FİLM PLATOSU GİBİ
Riga'nın neredeyse her sokağında kendinizi bir film platosunda hissediyorsunuz. Sanki yönetmen aniden “motor” diyecek ve bir katedralden şaşaalı giysileriyle Rus Çarı 1. Petro ile Çariçe çıkarak onlarca atın çektiği arabalarına binip uzaklaşacaklar.

Şehrin ilk kurulduğu yer olan tarihsel merkezi 'Vecriga' (Eski Riga), Jugendstil tarzı yapılarıyla UNESCO Kültür Mirası listesine alınmış. Bu nedenle Viyana ve St. Petersburg ile kıyaslıyor sanat tarihçileri. Riga'ya Jugendstil zenginliğini kazandıran ise yönetmen Sergei Eisenstein'ın babası Michael Eisenstein.

Her şehrin, kendine özgü kokusu olduğu kadar musikisi de var… Riga sokaklarında yürürken klasik müzik notaları uçuşuyor kulaklarımızda.

Her köşe başında enstrüman çalan gençlere rastlıyoruz. Rehberimiz, Riga'nın sanattaki gurur listesini sıralıyor: Dünyanın bir numaralı baletlerinden Baryshnikov, ünlü besteci Wagner, Liszt'ten Rubinstein'a kadar zamanın önemli müzik kişilikleri. Letonya'da halk şarkıları 'daina' olarak adlandırılıyor. Bu şarkılar, düğün ya da dini törenlerde kadınlar tarafından söyleniyor, bu sebeple sözleri şiddet ve savaştan uzak…

GÖRMEDEN DÖNMEYİN
Eski şehir merkezindeki 'House of The Black Head' yani Karakafalıların Evi, St. Peter Katedrali ve Riga Kalesi görülmeli. St. Peter Katedrali, 1660'larda tahtadan inşa edilmiş Gotik mimaride bir kilise ancak daha sonra restore edilirken çelik kullanılmış. Riga Kalesi ise 1330'da yapılmış ve kentin en eski yapısı olma özelliğini taşıyor.

Riga'nın merkezinde bulunan özgürlük anıtı 'Milda', iki Dünya Savaşı arasında yaşanan ve sadece 20 yıl süren bağımsızlık döneminde inşa edilmiş. Anıttaki üç yıldız, ülkenin Kurzeme, Vidzeme ve Latgale bölgelerini simgeliyor.

Rehberimiz, Noel ağacı süsleme geleneğinin 1510 yılında ilk kez Riga'da Karakafalıların Evi'nde düzenlenen eğlencede doğduğunu anlatıyor.

Zeplin Hangarı ise 1. Dünya Savaşı döneminde gerçek bir hangarken, savaşın ardından pazara devşirilmiş. Riga'nın bu eski yapısıyla uyum içinde olmayan karanlık tek bina ise işgal müzesi. 1941-1991 yılları arasında Rus ve ardından Nazi, sonra yeniden Rus işgalini anlatan belgeler sergileniyor.

AŞK KİLİTLERİ
Riga'yı ortadan ikiye bölen ve Baltık Denizi'ne dökülen Daugava Nehri'nin etrafı parklara ayrılmış. Nehrin üzerinden geçen köprülerin tümünde tırabzanlara takılmış asma kilitler dikkatimizi çekiyor. Riga'da bu bir gelenekmiş. Ülkede son yıllarda boşanmalar arttığı için kadınlar nikahın ardından kiliseden çıkar çıkmaz soluğu kilitçilerde alıyormuş. Asma kilitlere eşleri veya sevgililerinin isimlerini yazdıran kadınlar, köprü demirlerine taktıkları kilitlerin anahtarını da nehre atıyor.

NE YİYELİM, NEREYE GİDELİM?
Riga'nın gece hayatı oldukça renkli. Cazdan popa her türlü müzik dinleyebileceğiniz ve dans edebileceğiniz gece kulübü, bar ve disko mevcut.

Riga'da biraz kendinizi şımartmak istiyorsanız yüzyıllara tanıklık etmiş mekanlarda yemek yiyebilirsiniz. Şehir merkezindeki Benjamine Restaurant bunlardan biri. Şayet bütçeniz sınırlı ise yaklaşık 20 YTL'ye (Letonya para birimiyle 8 Lats) karnınızı tıka basa doyurabileceğiniz mekanlar da mevcut. Ekmek ve bira, kentin mutfak kültüründe ayrı bir yere sahip. Özellikle kara ekmeğin tadı damağınızda kalacak. Letonya'da kendine özgü lezzetler arasında siyah balzam dikkat çekici. Bu geleneksel içecek, 34 ayrı ot ve yağın karışımından oluşuyor ve yüzde 45 alkol içeriyor. Letonya'da deniz ürünlerinin de hemen hepsini tatmanız mümkün.

AVRUPA ÜLKELERİNDE NELER OLUYOR?